mustafa balbay in 1000 gundur tutuklu olmasina sevinen tip

var böyle insanlar. neymiş efendim '1000 gündür darbeden uzaktalarmış'. bak sen olaya.

hayır birde böyleleri biz demokrasi için mücadele ediyoruz demiyorlar mı. insanın aklını oynatması işten bile değil.

hicbir sey yapmamak icin her seyi yaparim

garfield reyizin en beğendiğim sözü. manası çok derin.

esra ve ceyda ersoy kardesler

cicişlerine daha yılbaşı gelmeden hediyelerini birer video ile vermişlerdir.

http://twitpic.com/7lto2e => ceyda

http://twitpic.com/7lt83v => esra

<bkz: salak yemin ediyorum gerizakalı bunlar>

facebook

bazı insanlar için adeta bir piyasa, yapınma yeridir.

orkun colakoglu

son dönemin <bkz: ismail şenol> ve caner eler ile birlikte en kaliteli basketbol anlatıcı ve yorumcularından ve eski bir batug.com yazarıdır.

nba' deki lokavtın bitip, sezonun tekrar başlayacağının açıklanmasının ardından kaan kural ile haftanın 3 günü (pazartesi, çarşamba, cuma) podcast yayını yapmaya başlamıştır. hatta çarşamba günleri twitterdan gelen soruları cevaplıyorlar kaan kurali ile beraber. ben ilk bölümünü dinleyim ve oldukça beğendim. basketbol ve nba severler için ilaç gibi gelmiştir bu yayınlar.

takip etmek isteyenler için; http://twitter.com/#!/orkunco

osho

ölüm üzerine yazmış olduğu kitap <bkz: ölmeden önce ölünüz> mutlaka okunmalıdır.

opera

bilhassa düşük performanslı bilgisayar kullananlar(misal netbook) veya akıllı telefon kullanıcıları için büyük nimettir bu tarayıcı.

google chrome

benim için en önemli eklentisi <bkz: silver bird> olan tarayıcı. twitter kullanmayı seven chroem kullanıcıları için adeta nimettir bu eklenti. şiddetle tavsiye olunur.

lube ayar

öyle ayar falan verdiği pek görülmemiştir. daha çok soyadıyla müsemma olarak twitterda yediği ayarlarla gündeme gelmektedir.

kahve

çok fonksiyonlu içecektir. akşamları uyumamak için kahve, sabahları uyanmak için kahve.

femen

yeni hedeflerinin müslüman ülkelerdeki(iran, afganistan vs..) kadın haklarının protesto etmek olduğunu açıklamış örgüttür. aman diyeyim cem yılmaz'dan gelsin,

<bkz: orayı yıkarlar>

nobrain de ki dedeler

daş olanları için.

http://www.milliyet.com.tr/...tter-da-paylastiklari/2

seks okulu

<bkz: haydi kızlar okula>

alex de souza

bir galatasaraylı olarak türkiye'de en çok saygı duyduğum futbolcudur.

eğer fenerbahçe son 7 senedir belli bir şablon dahilinde, belli bir oyun karakteri ile oynayıp, başarılar elde ettiyse bundaki en büyük pay şüphesiz ki alex'in dir.

chp nin muhafazakar bir parti olmasi

sonuna kadar doğru bir önermedir.

bazı arkadaşlar bu 'muhafazakarlığı' dini yönden muhafazakarlık olarak anlayabilirller, peşinen öyle oladığını belirteyim.

şimdi efendim chp kurulduğu günden bu yana kemalist ilkeleri benimsemiş bir partidir. burada hepimiz mutabıkız heralde. bu yapı sadece rahmetli ecevit zamanında 'ortanın solu' sloganıyla esnetilebilmiştir ama hiçbir zaman kırılamamıştır.

ecevit'in sosyal demokrat söylemleri 1980 darbesi öncesi halkta büyük bir yankı uyandırmış, ortalık 'halkçı ecevit' sloganlarıyla inim inim inlemiştir tabir-i caizse. ecevit dönemi chp'nin belki de tek 'halka bütünleştiği' dönem olmuştur parti tarihinde.

daha sonra erdai inönü önderliğindeki shp kadrosuna katılan chp kadrosu da bu sosyal demokrat yapıyı benimseyen kesimlerden oluşmaktaydı. ki seçimlerde aldığı başarı ortadadaır. ama malum leyza zana olayı o yapıyı da kökünden sarsıp, yıkmıştır.

ve gelelim bence chp'nin en muhafazakar olduğu döneme. deniz baykal dönemi.

2002 seçimleri onrası türkiye'de oluşan yalnızca iki kutuplu(akp-chp) dönemi birçoğumuzun hafızasında yer edinmiştir. chp'nin laiklik ve türban söylemlerinin git gide sertleşmesi, cumhuriyet mitingleri falan halktaki kutuplaşmayı iyice arttırmıştı.

kendini sosyal demokrat olarak tanımlayan bir partinin, halkın büyük çoğunluğunu ilgilendiren konularda farklı fikirlere daha açık olmasını ve ortak bir akıl yönüyle yeni çözümlerin belirlemesi beklenir genel kanı olarak. ama chp burda baykal kanadının katı-kemalist söylemlerinin vermiş olduğu etki ile bırakın yeni fikirleri, eski görüşlere daha da sıkı sarılarak sorunları çözme yöntemine gitmiş ve başarısız olmuştur.

aslında kemal kılıçdaroğlu yeni genel başkan olduğunda herkesin genel beklentisi, chp'nin tekrar eski 'sosyal-demokrat' yapıya bürüneceği yönündeydi ve ben de açıkçası çok umutluydum başlarda bundan. kılıçdaroğlu'nun istanbul belediye başkanlığı seçim sürecinde halk ile iç içe olması, ve özellikle varoşlarda halk tarafından benimsenmesi kamuoyunda bu düşünceyi yaygınlaştırmıştı. o dönemki söylemleri de gayet umut vericiydi.

amma velakin olaylar bir türlü beklenildiği gibi gelişmedi.

önder sav ile yaşanan parti içi kavgaları, onur öymen'in dersim sözleri vs. bir türlü chp içindeki vesayetçi yapı kırılamadı kılıçdaroğlu tarafından. hoş o karaktere sahip değilmiş, onu da anlamış olduk bu vesilelerle.

olayın özü; chp içerisindeki katı- kemalist kanadı yumuşatamadıkça. daha doğrusu parti içinde yaşanan ve şu günlerde ayyuka çıkan sosyal demokrat - kemalist ayrışmasını çözüme ulaştıramadığı sürece asla ve asla o bir çok insanın beklediği ve özlediği chp olamayacaktır.

koyduk mu

yaran bir inci sözlük swfsi daha. olum işiniz gücünüz yok mu lan sizin:)

http://inciswf.com/390inciy6134103.swf

5 no lu cezaevi

çayan demirel' in 1980-1984 yılları arasında <bkz: diyarbakır cezaevi>'nde mahkumlara yapılan işkence ve kötü uygulamalrı anlattığı belgeseli.

lafa çok ğaır giricem kusura bakmayın. ya biz nasıl insanlarmışız arkadaş ta. filmi izledikten 2-3 saat sonra bile daha kendime gelemedim. ne kadar iğrenç insanllar, ne kadar aşağılık işler yapmış bu memlekette. ve bu adamlar devletin hangi kademelerinde iken yapmışlar bunları.

orada işkence gören insanlar( inanın işkence demeye bile dilim varmıyor. işkence değildir bu yapılanlar en hafif hayvanlıktır.) olayın üzerinden 25 yıldan daha fazla geçmesine rağmen bu olaylar sorulduğunda gözyaşlarını tutamıyorlar, konuşamıyorlar dahi. bu mu devlet sevgisi, bu mu vatana bağlılık.

öyle iğrenç işkeceler var ki oradakilere yapılan. bir insan bir insana, hatta vazgeçtim herhangi bir canlı herhangi bir canlıya yapamaz bunları. mümkünatı yok. ne demek ya bir insanın ağzınafareyi tıkıp yemesini söylemek. kabul etmeyince de parçalara ayırıp ağzına doldurup sonrada zorla yemesini sağlamak. ya da insanlar türkçe bilmiyorlar diye ana ile oğul'u konuşturmamak.

sayın başbakan acaba ileride bunlar içinde özür dileyecek mi o mahkumlardan??

dersim 38

cayan demirel' in 1937-1938 dersim olaylarını konu alan belgeselidir.

ilk defa 2 sene önce izlemeyi denemiştim bu belgeseli ama daha yarısına gelmeden kapatmıştım bilgisayarı. içim el vermedi daha fazla. nasıl bir zulümdür, nasıl bir vahşettir orada yapılanlar, benim aklım almadı cidden.

hele o canlı tanıkların ağzından dökülenler var ki, insanın taa ciğerine işliyor. belgeselin en vurucu cümlesi ise benim gözümde,

<bkz: ağlıyorum derdime yanak yok>

dip not: geçtiğimiz günlerde dersim olayları'ndan dolayı özür dileyen başbakanımız var ya hani sevgi pıtırcığı olan. onun döneminde(yanılmıyorsam 2003 ya da 2004) kültür bakanlığı bu belgeselin yurt dışındaki festivallerde gösterimine izin vermemişti. çok ileri demokrasi ve samimiyet yersen tabi(!).

cayan demirel

dersim 38 ve 5 no'lu cezaevi belgesellerini çeken kişidir. ve bu iki belgeseli (bilhassa 5 no'lu cezaevi'ni) izlemek gerçekten zordur. zor dediysem bulup izlemek falan değil, 'yürek kaldırmıyor' derler ya ha iste öyle bir zorluktur. izlendikten sonra da bünyede 'nasıl bir ülkede yaşıyoruz' sorusu ister istemez akılları çok uzun bir süre meşgul etmektedir.

hindistan cevizini ilk kez goren adam

sınavlarla kafayı yemiş olan benim neşemi yerine getirmiş, yerlere yatırmıştır akşam akşam.

http://www.facebook.com/...150418517773338&mid=538

alternatif link: http://www.youtube.com/...gfspsnhfa&feature=share